Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN İLK AÇILIŞI
Ahmet KOCABAŞ

Ahmet KOCABAŞ

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN İLK AÇILIŞI

22 Nisan 2019 - 17:42 - Güncelleme: 22 Nisan 2019 - 17:50

          1-Heyet-i Temsiliye:
         
İstanbul işgal edilmiş, Osmanlı devletinin dört bir tarafından seçilip gelmiş mebuslardan oluşan Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı dağıtılmış, sahipsiz kalan millet yeni bir sahip aramaya başlamış, bunun neticesinde gözler Anadolu’ya, Ankara’ya çevrilmişti.
          Amasya genelgesinde “Milletin sesini tüm dünyaya duyuracak her türlü baskı ve denetimden uzak Milli Bir Heyetin oluşturulması şarttır” kararı alınmış ve Heyet-i Temsiliye’nin ilk adımı atılmıştı.
          23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihinde düzenlene Erzurum Kongresi’nde, "Bütün kararların yürü- tülmesi için bölgesel bir Heyet-i Temsiliye kurulması" kararlaştırılmıştı. Erzurum Kongresi’nde bölgesel olarak kurulmuş olan Heyet-i Temsiliye Sivas Kongresi’nde işgal edilmiş bütün vatan toprağını temsil edecek şekilde yeniden yapılandırılmış ve başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa getirilmişti.
          Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920 tarihinde, içinde bulunulan durumu ve Ankara’da açılması düşünülen Meclis’in üyelerinin nasıl belirleneceği hakkında bir “Bildiri” yayınlamıştı. Bu bildiride “Olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Ayrıca bu bildiride nüfus sayılarına bakılmaksızın her sancaktan 5 kişinin seçilmesi, İstanbul Meclis-i Mebusandan Ankara’ya gelebilen mebusların milletvekili seçilmiş sayılmaları gibi kararlarda yer alıyordu. (Bk. Editör Muhammet Erat, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, s.191-192).
          23 Nisan 1920 Cuma günü ve Cuma namazından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni seçilen Milletvekilleri ve Ankara’ya gelen son Osmanlı Meclis-i Mebussan temsilcilerinin de katılımıyla Ankara da açılır ve Türk milletinin bağımsızlık ve şeref mücadelesi olan İstiklal Harbi’nin kazanılmasında son derece önemli bir rol oynar.
          Bu vesileyle acaba Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk defa nasıl açılmıştır? Bu konuda tarihin tozlu rafları arasında hangi önemli hatıralar bulunmaktadır? Merak edenleri bir asır öncesine götürerek, o onurlu ve heyecan verici anıları bir kez daha tazelemek istiyorum.
          2-Mustafa Kemal Paşa’nın Telgrafı:
         
Öncelikle 21 Nisan 1920 Çarşamba günü Ankara’dan, “çok acele” kaydıyla Mustafa Kemal Paşa tarafından, düşman işgali altındaki mahzun ülkenin dört bir tarafına çekilen, şu önemli telgrafı, sadeleştirilmiş şekliyle burada hatırlatmak istiyorum. Şöyle ki:
         “Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal’den;    
          1- Kolordulara (XIV’üncü Kolordu Vekâletine),
          2- Bütün Vilayetlere,
          3- Bağımsız Livalara, (Vilayetten daha küçük şehir, kaza).
          4- Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyetlerine,
          5- Belediye Başkanlarına.
          1-Yüce Allah’ın izinleriyle Nisan’ın 23’üncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışı yapılacaktır.
          2-Vatanın istiklali, Yüksek Hilafet ve Saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati görevleri yerine getirecek olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününün Cuma’ya rastlatılmasıyla adı geçen günün bütün kutsallığından yararlanılacak ve bütün Sayın Milletvekillerinin hazır bulunmalarıyla Hacı Bayram Veli Camii’nde Cuma Namazı kılınarak, Kuran ve dualardan da manevi bir güç sağlanacaktır.
          Kutsal emanetleri ve sancağı şerifi taşıyarak özel daireye (Meclis’in toplandığı bina) girilmezden önce bir dua okunacak, kurbanlar kesilecektir.
           3- Adı geçen günün kutsallığını bir kere daha artırmak için bu günden vilayet merkezinde Vali Beyefendi Hazretleri’nin düzenlemesiyle hatim ve Kuran okunacak ve hatmin son bölümü Cuma günü namazdan sonra özel dairenin önünde tamamlanacaktır.
             4-Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde bu günden Kuran ve hatim okutulmaya başlanacak, Cuma günü Ezandan evvel minarelerde salavat-ı şerife getirilecek ve hutbe sırasında Halifemiz Padişahımız Efendimiz Hazretlerinin namları zikredilirken Padişahımız ve bütün ülkenin bir an önce kurtuluşa ve esenliğe kavuşmaları duası ilave edilerek okunacaktır. Cuma namazının kılınmasından sonra da Kuran okunacak ve yüce Hilafet ve Saltanat Makamının ve vatanın bütün parçalarının kurtuluşu amacıyla oluşturulan milli çalışmaların önem ve kutsallığı ve milletin her ferdinin kendi vekillerinden meydana gelen bu Büyük Millet Meclisi’ne tevdi edeceği vatani görevi yerine getirme zorunluluğu hakkında vaazlar yapılacaktır. Bundan sonra, Halife ve Padişah’ımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, selameti ve istiklali için dua edilecektir. Bu dini ve vatani törenin yerine getirilmesinden ve camilerden çıkıldıktan sonra Osmanlı ülkesinin her tarafında, hükümet makamına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmi kutlamalar yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce uygun surette Mevlidi Şerif okunacaktır.
            5-Bu bildirinin hemen yayını için her araca başvurulacak ve acele en ücra köylere, en küçük askeri birliklere, ülkenin bütün teşkilatlarına ve kurumlarına tebliğ edilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, büyük levhalar halinde her yere asılacak ve mümkünse yerel baskı ile çoğaltarak parasız dağıtılacaktır.
             6- Yüce Allah’tan tam başarı için dua olunur. Heyet-i Temsiliye adına: Mustafa Kemal.”          (Bk. 1-Belgelerle Türk Tarih Dergisi, 23/4-5; Diyanet Aylık Dergi, Nisan 1993, 8; Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi mimarları, 181-183, DİBY.).
           3-Büyük Millet Meclisinde Yapılan Dua:
         
23 Nisan 1920 Cuma günü tüm milletvekilleri Hacı Bayram camiine gittiler. Cuma namazını müteakip Kur’an okundu, ardından cemaat cami avlusunda toplandı. Bir bölük askeri kuvvet de sıralanmıştı. Sancak-ı şerif çıkarıldı, Sinop mebusu Hoca Abdullah Efendi başına bir rahle koydu, bu rahlenin üzerine yeşil bir örtü serildi. Üzerine de Kur’an ile sakal-ı şerif konuldu. Bu rahleyi böylece Abdullah Efendi başında taşıdı. Rahleyi yarı yolda Meclis’e kadar taşımak üzere Yozgat mebusu Müftü Hulusi Efendi aldı. Cemaat tekbir getirerek bir alay halinde Büyük Millet Meclisi’nin önüne geldi. Mustafa Kemal Paşa bu alayı karşıladı, Meclis’in önünde iki kurban kesildikten sonra milletvekilleri Meclis’e girdiler. Sancak kürsüye dikildi, Kur’an ile sakal-ı şerif de kürsüye konuldu. (TBMM Zabıt Ceridesi, c.1/1; Milli Mücadelede Din Adamları, c.2/194).  
          Büyük Millet Meclisi’nin girişinde Bursa Mebusu Hoca Fehmi Efendi dua etti. Bu duaya bütün milletvekilleri ve halk heyecanlı bir şekilde “âmin” diyorlardı. Dua şöyleydi:
         “Euzübillahimineşşeytanirracim,
           Bismillahirrahmanirrahim
           Elhamdü lillahi rabbil âlemin
           Vessalatü vesselamü âlâ Muhammed’in ve âlâ âlihi vesahbihi ecmain…
           Millet ve memleketin selameti için teşekkül eden Meclis’i payidar eyle Ya Rab!..
           Alacağı kararları netice itibariyle millet ve memleket selametine masruf eyle Ya Rab!..      
           Milletimize ve aziz vatanımıza tecavüz eden düşmanlarımızı kahr ü perişan eyle Ya Rab!..
           Aziz Milletimizin birlik ve beraberliğini temine işbu Meclis-i Âli’yi muktedir eyle Ya Rab!..
           Kuran’da Müminlere vadettiğin nasr-i mübini ve feth-i karibi icra eyle Ya Rab!..
           Dahili ve harici düşmanlarımızı mağlup ve makbur (kabre gömülmüş) eyle Ya Rab!..
           İşbu Milli davada bize rehber olanların muvaffak olmalarını ihsan eyle Ya Rab!..
           Vel hamdü lillahi rabbil âlemin…” (Yesevi Dergisi, Mayıs 2004).
            İlk Meclis, en yaşlı üye olan Sinop Milletvekili Şerif Bey geçici başkanlığında toplanarak “Başkanlık Kürsüsü ”nü oluşturmuştur.
               “Böylece kurulan Başkanlık Kürsüsü arkasındaki levha ŞÛRÂ suresinin ‘Birbirinize danışınız!..’ mealindeki ‘Ve emruhum şura beynehum’ (Şura/38) ayeti kerimesi idi. Hilafetin kaldırılmasından bir müddet sonra bu levha ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ levhası ile değiştirilmiştir.” (Bk. M. Müftüoğlu, Yalan Söyleyen Tarih Utansın, c.7, s,101).
            O gün geçici Başkan Şerif Bey Meclis kürsüsünden ilk defa şu önemli açılış konuşmasını yapmıştı: “İstanbul’un işgaliyle, her türlü devlet işlerinin iptal edilmiş olmasından dolayı burada açılmak zorunda olan Meclis’in başkanı olarak, Allah’ın izniyle Türk Milletinin bizzat kendi eliyle içte ve dışta tam bağımsızlığını sağlamak amacıyla TBMM’nin çalışmaya başladığını bütün dünyaya ilan ediyorum.” Sonra sözlerini şöyle bitirdi: “Ebedi Türk olan İstanbul’umuz ile işgal altında ve çeşitli zulüm ve facia içinde maddeten ve manen insafsızca yok edilmekte bulunan bütün zulme uğramış vilayetlerimizin kurtulmasında başarılar ihsan buyurmasını Cenab-ı Allah’tan dilerim.” (Bk. Yaşar Çağbayır, İstiklal Marşının Tahlili, s.139, DİBY.).
              Bu açılış konuşmasının ardından Meclis ilk iş olarak Mustafa Kemal Paşa’yı Meclis başkanlığına seçmiştir. Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın son başkanı Celalettin Arif Bey ise ikinci başkanlığa seçilmiştir.
              Tarihçilerin bildirdiğine göre bu Meclis’in ilk görüştüğü yasa, “Ağnam, yani koyun-keçi vs. vergisi” kanunudur. İşin ilginç yanı, bu görüşülen kanun, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın görüştüğü son kanundur. Sanki Büyük Millet Meclisi, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın devamı gibidir. Aslında Türkiye Cumhuriyeti de Osmanlı Devleti’nin bir devamı değil mi? Osmanlı devleti bizim dedemiz ise Türkiye Cumhuriyeti de babamızdır. Dedesini veya babasını inkâr eden kimse kendisini inkâr eder.
          Özellikle o karanlık işgal günlerinde işte bu ilk Meclis vatanın kurtarılması, Milletin istiklali için büyük fedakârlıklarla önemli kararlar almış ve uygulamıştır.
             Bu Meclis’in fedakâr üyelerini başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere rahmetle ve minnetle anıyorum. Onların emaneti bu yüce Meclis’in daha da geliştirilerek yaşatılmasını diliyorum.

Bu yazı 566 defa okunmuştur .

Son Yazılar