Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Tehlikeli hareketler bunlar!
Kadir KENAR

Kadir KENAR

Tehlikeli hareketler bunlar!

04 Ocak 2017 - 18:22

Tehlikeli hareketler!

Çanakkale’nin hafızası, bilinci, gelmişi ve de geçmişini beyninde tutan bir gazeteci olarak bazı şeyler beni üzüyor. Endişelendiriyor. Yıpratıyor. Böyle olmamalı diyorum. Hatta çok da ileri gidip olmamalıydım diyorum.

Peki bunu neden diyorum. Bu sabah kalktığımda suların akmaması, yüzümü yıkayamam ve de yüzümü yıkayamamamın bende yarattığı psikolojik travma gibi Çanakkale dertlerimde! Bundan üç yıl önce Çanakkale çok farklıydı. Türkiye farklıydı. Ve bu aslında hepimizde farklı şekillerde tezahür eden bir yapı oluşturmuştu. ‘Paralel Yapı’ dediğimiz, tüm uzuvlarımıza kadar işleyen oluşum bizi esir almıştı. Düşünün, valisinden emniyet müdürüne, milletvekilinden il yönetimlerine, askerinden polisine, öğretmeninden müdürüne, bekçisinden bahcıvanına herkes bu yapının esiri olmuştu. Hiç unutmam TON TV’nin genel müdürüyüm, bu hainlerler muhatap oluyordum ki, acayip rahatsızdım. Ve yine hiç unutmam ki, bu adamlar her yeri esir almaya, her yeri ele geçirmeye çalışıyorlardı. Ve o dönemde en çok ilgi duydukları yer Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odasıydı. Ne yaptılar? Her türlü hokkabazlığı hayata geçirdiler. ÇTSO’ya başkan adayı olan Bülend Engin’in etrafını kuşattılar. İlhami Tezcan’ın milletvekili aday adaylığı sonrası ÇTSO’ya sahip çıkan ve bir şeyler yapmaya çalışan Bülend Engin’i çaresiz bir konuma ittiler. Yaz BİZ ya biz konumunu yarattılar. O dönem o kadar güçlülerdi ki. O kadar muktedirdiler ki. Herkes yanlarındaydı neredeyse. Ve bu güç serhoşluğu içinde istedikleri gibi hareket ediyorlardı. Neyi bekliyorlardı? 15 temmuz’u. Ama çok gariptir. Köşeye sıkıştırdıkları Bülend Engin 15 Temmuz’u beklemeden birilerinin ipliğini pazara çıkardı. Kendisine yapılan dayatmalara ve emri vakileri dur dedi. Buraya kadar dediğinde ise kıyametler koptu. ‘Sen kimsin, İÇDAS’ın memuru’ denmeye başlandı.

Şimdi 15 temmuzda karşımıza çıkan manzara orta yerde duruyor. Hem de tüm çıplaklığıyla. Türkiye gibi ÇTSO’da bunun sıkıntılarını yaşadı, yaşıyor. Ama biz geçmişi çok çabuk unuttuğumuz için bazı şeyleri görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Şimdi duyuyoruz ki, bazı ÇTSO üyeleri imza toplamaya çalışıyor. Mağdur olan arkadaşlarının intikamını almayı görev biliyorlar mış! İşte buna inanmakta güçlük çekiyorum. Yıllarca bu ülkeyi madur etmiş bir yapıyla mücadele eden ve ÇTSO çatısı altında size yer yok deme cesaretini gösteren Bülend Engin’i hedef tahtasına oturtmak! Onu itibarsızlaştırmaya çalışmak! Bunlar olacak şeyler mi arkadaş. Adamın yaptıkları gözünüze batmıyor mu? Hatırla gönülle imza atanlara yazık değil mi? Daha seçimlere bir yıl var. Bir yıl boyunca bu tehlikeli oyunu oynamak kime ne kazandırır? Ve kime ne kaybettirir iyice düşünsün herkes.

Bir de NOT düşelim. şuan ÇTSO yönetimi her türlü sıkıntıya rağmen görevini yapmaya çalışıyor. Meclisin bu aşamada denetim görevini yapması, huzurlu bir ortam yaratmanın da kaygısını taşımalı herkes diye de düşünüyorum.

Bu yazı 2421 defa okunmuştur .

Son Yazılar