Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Suda Kendini Gören Geyik
Hamza YILDIZ

Hamza YILDIZ

Suda Kendini Gören Geyik

12 Ocak 2017 - 15:02 - Güncelleme: 16 Ocak 2017 - 14:34

Gerek maddenin gerek mananın sadece dış yüzeyine bakıyoruz.Dış yüzeyin şekil,renk ve desen cazibesiyle avunuyoruz.Oysa dış yüzeyin ve görüntünün ardında bir özün olduğunu,o özün bütün vücuda can verdiğini,bütün doğanın uyumunu sağlayan,anlamını oluşturan esası teşkil ettiğini,vücudu şekillendirdiğini,göze ve diğer duyulara hitap eden oluşumların özün değişerek bize uzanan özellikleri olduğunu kavrayamıyoruz bir türlü.
Düşünce hayatımızda da,sosyal hayatımızda da bu kolaycılığı aşmamız gerekiyor.Düşünce hayatımızda,inançlarımızı yaşamada,insanlarla ve toplumla ilişkilerimizde hep ayrıntıları ön plana çıkarıp özü ihmal etmememiz hayatımızın temellerini alt üst ediyor.
İlk defa karşılaştığımız bir insanın kılık kıyafeti,görüntüsündeki ayrıntılar sempati ve antipatilerimizi harekete geçiriyor.Bir kadının veya erkeğin fiziki çekiciliği duygularımızı sarsıyor.Fikirlerin slogan mahpusluğunun albenisi ve kolaycılığı heyecanlarımızı kamçılıyor.İş hayatımızda üretme yerine kazanma mantığı bencilliğimizin temelini oluşturuyor.
Ve tüketerek var olma yanlışına doğru inanılmaz bir koşu tutturmuş gidiyoruz.Kendimizi ve bizi var eden değerleri tükettiğimizin farkına varmadan,var olma,yaşama ve geleceğimizi şekillendirecek temelleri yok etmenin dayanılmaz hafifliğinin geçici zafer sarhoşluğunun sefasını sürüyoruz.
Acılar çoğaltmanın histerisine kapılıyoruz.
Kendimize,sevdiklerimize ve çevremize…Acılar içinde boğulma,başkalarının yüzlerindeki acı çizgilerinin çokluğunca huzur bulma yanlışımızda ısrar,tam bir toplumsal paranoyanın tanımını yapıyor,anlamıyoruz.
Çünkü hala ayrıntıların,şeklin görünen yüzeyinin kolay,zafer çığlıklarındayız.Ayrıntıları oluşturan bütünün,şekli oluşturan özün anlamını kavrayabilmiş değiliz.
Bu çok keskin gibi görünen düşünce rüzgarı nereden çıktı?La Fonten’in “Suda Kendini Gören Geyik”adlı fabl’ından…
Berrak bir su kaynağından 
Su içiyordu geyik;
Su dallı boynuzunu gördü önce
Dedi:Tanrım ne güzellik
Sonra gözü aşağıya ilişince 
Pek utandı kuru,sıska ayağından
“Ne uygunluk ayaklarım ve başım arasında”
Diye acı acı söylenirken 
Pek yakında göründü bir sürü köpek ve bir avcı
Geyik hemen koşup daldı ormanda
Sevmediği ayakları kanat oldu ona…
Fakat pek çok beğendiği boynuzları
Takılarak sağa,sola ve yukarı
Her adımda verdi ona eziyet
Ve yakalandı nihayet
Çok kereler en faydasız şeylere biz
Güzel diye kapılır,zarar ederiz,
Ve bilakis en faydalı
Şeylere değersiz deriz.
(Çeviri.Orhan Veli)
Şeklin,rengin,suretin güzelliğinde avunurken,şekli oluşturan özün,esas gerçeğin farkına dahi varmamanın sürüklediği sonun.Fabl’daki son gibi olmamasını temenni ediyorum.İnsan olmanın ,insanca yaşamanın ve Yaradan’ın emaneti olan güzellikleri çoğaltarak paylaşmanın erdeminde buluşacak çabalarımız; güzel ve anlamlı kılacak dünyayı ve bizleri…

Bu yazı 2460 defa okunmuştur .

Son Yazılar