Camilerin Genel Ev Yapıldığı İddiasına Açıklama
Bal-Göç Başkanı Tarihçi Ahmet Uslu vamilerin genel ev yapıldığı iddiasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Uslu açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Abdullah Akın isimli uzmanlık alanı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olmasına rağmen bilgisi olmadığı konularda cahilce, ahlaksızca konuşarak ikbal hesabı yapmaktadır.
Ahlak ve Din kültürü edepli olmayı gerektirir. Topluma yanlış bilgi vermemeyi, her ağzına geleni söylememeyi gerektirir. Söz konusu şahsın bir tarih bilgisi yoktur. Sevr antlaşması Çanakkale zaferinden sonra değil, 1. Dünya savaşından yenik ayrılmamız üzerine imzalanmıştır.
Yakılan yıkılan camiler Anadolu’yu işgal eden devletlerin eseridir.
Tarih bilmeyen şahsın Milletler arası genel hukuk kurallarından haberdar olması mümkün olmadığı için “ Montrö “ antlaşmasını kafasına göre yorumlamaktadır. Türkçe ezanı Birleşmiş Milletler üye olmaya şart koşan bu şahsiyet Türkçe ezanın 1932’de okunmaya başlandığını bilir; ama BM üyeliğimizin 1945 olduğunu bilmez.
19 Mayıs 1915 hücumu ile 16 bin şehitten ve şehit ve gazilerimizin hatırasına hakaret etmektedir. 19 Mayıs saldırısında 25 Nisan Günü ateşkes yapılmış ve şehitlerimiz gömülmüştür. 16 bin şehit olduğunu bu şahıs nereden öğrenmiştir? Tarihçi bir meslektaşı yok mudur ki bu kadar saçmalayabilsin…
Bu muhterem şahıs Lozan’ın gizli maddelerinin olduğunu ve bildiğini iddia ediyor. Lozan bir antlaşmadır. Rüyada değil yazılı metinde ve ilgili devletlerin imzası ile olur. Devletlerarası hukukta her devletin antlaşmayı imza ve kabul şekli farklıdır. Bu muhteşem şahsın bunları bilmemesi çok normal
Üniversitemizin Tarih bölümünden yine üniversitemizin Uluslararası İlişkiler Fakültesi öğretim elemanlarından Sevr, Lozan ve Montrö ve BM konusunda bu şahsiyete bilgi vermelerini talep ediyorum.
Zira bu şahsiyet öğrencileri zehirlemeye devam edecektir.
Sonuç olarak ; camilerimizi genel ev yapan bu insan kılığındaki şahsiyet derhal istifa etmelidir. Bütün bunları 15 Temmuz’a bağlamasının arkasında kesinlikle kripto bir fetoculuk faaliyeti bulunmaktadır.
2016 yılında beraber bilimsel makale ortağının feto’den atılmasından sonra sırasının kendisine geleceğini düşünerek 15 Temmuz’a sıkı sıkı sarılmaktadır.
Tarih bilgisinden yoksun ve Türk Milletini tanımayan, ona hakaret eden bu şahsiyet Bilim adamlığıyla uzaktan yakından ilişkisi olmayan birisidir. Çocuklarımızı eğitecek olanların yetiştirildiği üniversiteli gençler böyle birine emanet edilemez.
Üstelik tarihi çarptırarak parsa toplamaya çalışan bu şahsiyet önce hemen Çanakkale ve Bursa halkında daha sonra tüm Türk Milletinden özür dileyip, mesleğini bırakmalıdır. Çünkü böyle düşüncelere sahip birine asla gençler emanet edilemez. Atatürk ileriyi gören biri olarak “Tarih yazmak yapmak kadar mühimdir. Yazan yapaa sadık kalmazsa değişmeyen hakikatler insanlığı şaşırtacak bir hal alır” demiştir.