Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

"HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ"

Çanakkale 8 Mart Kadın Platformu, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, kadınların yüz yılı aşan hak ve eşitlik mücadelesiyle elde ettiği kazanımların tartışmaya açılmak istendiği belirtilerek, bu girişimlere karşı mücadele çağrısı yapıldı.

19 Şubat 2026 - 11:42
Gerçekleştirilen açıklamada; “Medeni Yasa’nın kabul edildiği 17 Şubat 1926 tarihinden 100 yıl sonra kadınlar; yüz yılı aşan hak ve eşitlik mücadelelerinin ürünü olan bütün kazanımlarını tarihe gömecek karanlık bir dönemece itilmek isteniyor.
Boşanma, nafaka, velayet, miras gibi kazanılmış haklarımızı güvence altına alan Medeni Kanun’un 100. Yılında bu haklarımız tartışmaya açılmak isteniyor. Diğer taraftan kadın-erkek eşitsizliğinin derinleştirildiği, kadının emeğini “aileyi korumak” kisvesi altında ucuzlaştırma adımlarının hızlandığı, şiddetin, kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin her geçen gün arttığı, kadınların güvencesi olan laikliğin kırıntılarına bile tahammül edilemediği bir tabloyla da karşı karşıyayız.
20 Mart 2021’deki İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı iktidarın kadınlarla ilgili gelecek tasarımını net olarak ortaya koydu. Din görevlilerine nikah kıyma yetkisi, kürtajla ilgili fiili bir yasağa dönüşen hukuksuz uygulamalar, kadınların sokaktaki varlığına tahammülsüzlük, kılık kıyafetine, gülüşüne, duruşuna ayar verme açıklamaları, kadına yönelik şiddet ve cinayet suçlarında indirim ve cezasızlık gibi eşitsiz ve ayrımcı politikalar uygulandı.
Hazırlanan yargı paketlerinde kadınların hukuki, sosyal, ekonomik güvencelerinin ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini her defasında görüyoruz.
KADINLAR ARABULUCU DEĞİL, EŞİTLİK İSTİYOR!
Boşanmaları önlemek için aile arabuluculuğu sistemini bir müjde gibi sunuyorlar. Baroların, kadın örgütlerinin katılımının sınırlandığı veya engellendiği çalıştaylar ile yapılacak değişiklikleri konuşuyorlar. Aile hukukuna ilişkin yargıda devletin araştırıp gözetmek zorunda olduğu konular, arabuluculuk sistemi kapsamına alınmak isteniyor.
Ekonomik, sosyal ve tarihsel açıdan eşitsiz bir konumda olan kadın ve çocuk, devletin koruma alanı dışında arabuluculuk sistemi içinde daha da güçsüz bırakılmak ve hukuk güvencesinden arındırılmak isteniyor. Zaten artan yoksulluk ve işsizlikle boşanması zorlaşan kadınlar, “boşanma oranlarını düşürmek” uğruna şiddet dolu evliliklere mahkûm edilmeye çalışılıyor.
NAFAKA HAKKINA DOKUNAMAZSINIZ!
“Mağdur erkekler, bir gün evli kalıp onlarca yıl nafaka ödüyorlar, nafaka yuva yıkar” gibi söylemler eşliğinde yoksulluk ve iştirak nafakası hedefe konuluyor. Medeni Kanun’a göre yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi halinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü tamamen yitirmesi durumlarında ise ödeyen kişinin talep etmesiyle mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Nafaka iddia edildiği gibi keyfi ve süresiz bir ödeme değil, yoksulluğa düşecek eş lehine belli koşullarda bağlanmaktadır ve koşullar değiştiğinde kesilmektedir. Kadın ve erkek için eşit şartlarda düzenlenmiştir.
Yoksulluk nafakası erkeklerin kadınlara bir lütfu değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle çocukların ve yaşlıların bakımı dahil, ev içinde yıllarca emek sarf etmiş, bu sebeple çalışma hayatına hiç katılma olanağı olmamış, katılması engellenmiş veya ev içindeki bakım emeği yükü nedeniyle iş hayatından ayrılmak zorunda kalmış ve yeniden çalışma hayatına katılması önünde bir dizi engel bulunan kadınların, boşandıktan sonra ekonomik ve sosyal hayata eşit katılımlarının sağlanabilmesi için gerekli olan bir haktır.
Kadınların güçlendirilmesi, bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürebilmesi için ekonomik, sosyal desteklerin arttırılmasını sağlamakla görevli olan bakanlıklar nafaka karşıtı kampanyanın parçası oluyorlar.  Asıl sorun kadın yoksulluğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik haklarına erişememesi iken kadınların nafaka hakkına dokunmayın!
SOYADIMIZI İÇİN ANAYASA MAHKEMESİ KARARI UYGULANSIN!
Anayasa Mahkemesi Türk Medeni Kanun’un 187. Maddesinde düzenlenen “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır” ibaresini Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bularak 22 Şubat 2023 tarihinde iptal etti. Karar Ocak 2024 itibariyle karar yürürlüğe girmesine rağmen gerekli yasal düzenleme yapılmadığı için fiilen bu hak kullanılamaz hale getirildi. Kadınların nüfus müdürlüklerine yaptıkları başvurular geri çevrildi. Yargı paketleri içerisine iptal edilen madde yeniden yazıldı.  Ancak hiçbir şey bizim bu hakkı kullanmamızı engelleyemez.
Medeni Kanunun 100. Yılında aynı zamanda 8 Mart’a giderken bir kez daha sesleniyoruz;
Kadınların yüz yıl öncesinde kazandığı haklarının bugün hedef tahtasına konulmasını kabul etmiyoruz!
Kadının eşitsiz konumunu pekiştirecek, emeğini ucuzlaştıracak, hayatını güvencesizleştirecek, şiddete sıkıştıracak uygulamaların karşısında tüm kadınları mücadele etmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Basın Bülteni
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum