Çanakkale Vitamin Gazetesinin 12 Temmuz 2017 Günlü Sayısının, Azrail'i Çağırtan Ya Baskı İse…? Başlıklı Haberine Cevaptır...
Çanakkale dün, 30 yaşında pırıl pırıl gencecik
bir evladını sonsuzluğa uğurladı. Mustafa Emir Cilasın bir anne ve babanın
evladı, bir kardeşin ağabeyi, bir öğretmenin eşi, 4 aylık bir bebeğin de babası
idi. Çok güzel nitelikler, üstün özellikler, her şeyden öte tertemiz bir kalp
sahibi idi. Onu zamansız kaybetmenin acısı çok taze iken, henüz dün toprağa
vermişken, bu kentte sözüm ona gazetecilik yaptığını iddia eden bir zat;
vicdanları kanatan, ailenin, dostlarının, çalışma arkadaşlarının yasına büyük
saygısızlık eden, haber demeye dilimin varmadığı, olsa olsa bir kepazelik
olarak adlandırılacak bir yazıyla, bir ölünün ardından yapılabilecek en büyük
saygısızlığa imza attı.
Bir ailenin, anne babanın hayatı boyunca
yaşayabileceği en büyük, en onulmaz acı üzerinden, böylesine vicdanları
kanatan, insanları zan altında bırakan, zihinlerde kuşku yaratmak üzere
planlanmış bu yazıyı kaleme alan kişinin, göğüs kafesi içinde atan kalbinde bir
parça vicdan ve insanlıktan eser kalmamıştır. Sevgili Emir dün maalesef bedenen
öldü, ama güzel kalbi hep bizimle olacak, ancak görüyorum ki etrafımız yaşayan
ölülerle dolu, bu kararmış kalplerle, satılmış ruhlarla yaşam onlar için hep
bir cehennem azabı olacak, buna eminim.
Geçtiğimiz hafta kent gündemine, aslında şahsımı
yıpratmak üzere bilinçli olarak sokulan, çok büyük bir faciayı, ya da gizli
yürütülen bir işi ortaya çıkarmış gibi, deyim yerindeyse mal bulmuş mağribi
gibi konuşulan bir eğitim faaliyeti ile ilgili haberlere cevabımı, Belediye
Meclisinden tek tek, herkesin anlayabileceği dilde, belgeleriyle verdim.
Yanlış, gizli bir iş yapmadığımızı, adı geçen kurumlarla devletin en tepe
yöneticilerinden STK’lara, pek çok ortak çalışmalar yürütüldüğünü uzun uzun anlattım.
Dünya üzerinde internet erişimi olan herkesin görebileceği web sitemizde
duyurduğumuz bir eğitimden, basına sızdırmak olarak bahseden akıl ve mantık
yoksunu, gencecik yaşta baskı bombardımanına mı maruz kaldı diyebilen vicdansız
kalemi, Emir’in ailesinin her zaman yanında olacağımıza dair sözlerimi
gelecekte hatırlatma ihtiyacını ve hakkını kendinde bulan yakışıksız ifadelerin
sahibine, erdem sözcüğünün iki heceden oluşan basit bir kelime değil, içinde
insana dair, insan olabilmeye dair çok derin anlamlar barındıran bir içeriğe
sahip olduğunu da anımsatmak isterim.
Evet Rahmetli Emir 30 yıllık kısa yaşamının son
bir haftasını stres içinde geçirdi. Ancak bu stresi o gencecik bedende yaratan,
köşe yazarının fısıltı ile aktarılan iddialar olarak bahsettiği, aslında
beyninin karanlık odalarından, olmayan vicdanından damıtıp aktardığı gibi
olmadığını, bu stresi kimlerin körüklediğini geçtiğimiz hafta boyunca yerel
gazete haberlerini tarayan, sosyal medyayı takip eden herkes açıkça görecektir.
Emir vicdansızca iddia edildiği gibi üstleri, ya
da şahsım tarafından bu konu ile ilgili en ufak bir sorgulamaya, savunma yapma
ihtiyacı doğuracak bir davranışa maruz bırakılmamıştır. Aksine burada hedef
tahtasına oturtulmak istenen kişi olduğumu, bu durumu kendilerine siyasi
malzeme yapmak isteyenlerin yeni bir oyuncak bulduklarını kendisine anlatıp,
işine, yani gençler ve kentimiz için yeni projelerine odaklanmasını, asla
üzülmemesi gerektiğini ifade ettim. Tüm üstleri ve çalışma arkadaşları da aynı
davranış şekliyle Emir’in yanında oldu. Hatta öğreniyorum ki kendisi üstlerine
bu duruşlarından dolayı gerek sözlü, gerek yazılı ifadelerle teşekkürünü
iletmiş.
Sevgili Emir’i kaybettiğimizi duyduğumda,
girişimci bir gencin son haftasını kendisi için kâbusa çeviren asılsız iddialar
nedeniyle ne denli zor geçirdiğini (ki kendisinin önerdiği bir program olması
nedeniyle, bu iddialardan dolayı şahsımın ve çalıştığı kurumun hedef alınmasına
çok üzülmüş, çok içerlemişti) bu yaşananların da, kendisinde aşırı strese neden
olduğu düşüncesini bir an zihnimden geçirmiş olmama rağmen, onun aziz
hatırasını bir polemiğe dönüştürmemek için asla dillendirmedim.
Bizlerin bu çirkin ve asılsız iddialar karşısında
vicdanımız rahat, başımız dimdik. Çanakkale Belediyesinde çalışan herkesin
olduğu gibi, Rahmetli Emir’in ailesi de artık bizim ailemizdir, bize Emir’in
emanetidir, kimse bundan endişe duyup, takipçisi olmak gibi kendine vazife
çıkarmasın. Zaman kıymetli, hayat çok kısa, yapacak çok işimiz var, kimseye
asılsız iddialar için uzun uzun izahatlar verecek zamanımız yok. Acımız var,
yasımız var, saygı duyun, bırakın Emir rahat uyusun.
Ülgür GÖKHAN
Belediye Başkanı


















YORUMLAR