TÜRKİYE'DE BİR İLK!
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu'nun öncülüğünde hayata geçirilen Kampüs-Köy Akademisi ile üniversite-kırsal ilişkisine yeni bir boyut kazandırıyor.
ÇOMÜ, ilçelerde köy muhtarlarıyla bir araya gelerek düzenlediği çalıştaylarda köylerin ihtiyaçlarını, taleplerini ve sorunlarını doğrudan tespit etti. Bu başlıklar üniversitenin akademik bilgi, uzmanlık ve insan kaynağıyla değerlendirilirken, diğer kamu kurumlarının görev alanına giren meselelerin de doğru kurumlara ulaştırılmasını sağlayacak bir iletişim ve çözüm modeli oluşturuldu.
Bu yönüyle Kampüs-Köy Akademisi, Türkiye’de bu kapsamda devlet ile millet arasında doğrudan köprü kuran ilk üniversite modeli olarak öne çıkıyor.
Üniversite artık muhtarların ve kırsalın kampüs kapısını çalmasını bekleyen bir kurum olarak kalmıyor. ÇOMÜ, akademik ve kurumsal gücüyle sahaya çıkıyor, kırsalın gerçek gündemini muhtarlarla aynı masada ele alıyor ve üniversitenin imkanlarını köylerin ihtiyaçlarıyla buluşturuyor.
REKTÖR ERENOĞLU MAKAMDA BEKLEMEDİ, ÜNİVERSİTEYİ SAHAYA İNDİRDİ
Kampüs-Köy Akademisi’nin hazırlık sürecinde ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu, rektör yardımcıları, farklı bilim alanlarından akademisyenler ve proje ekibiyle birlikte ilçelerde gerçekleştirilen buluşma ve çalıştaylarda köy muhtarlarıyla bir araya geldi.
Bu toplantılar klasik bir proje tanıtımının çok ötesine geçti.
Köylerin tarım ve hayvancılıktan suya, altyapıdan sağlığa, üretimden sosyal ihtiyaçlara kadar farklı başlıklardaki sorunları masaya yatırıldı. Muhtarların aktardığı ihtiyaç, talep ve sorunlar kayıt altına alınırken, üniversitenin hangi alanlarda akademik bilgi, uzmanlık ve insan kaynağıyla katkı sağlayabileceği de somutlaştırıldı.
Böylece süreç yalnızca köylerin sorunlarını dinleyen bir üniversite anlayışıyla sınırlı kalmadı. Sorunu tespit eden, ihtiyacı belirleyen, üniversitenin çözüm üretebileceği alanlarda akademik gücü harekete geçiren, diğer sorunlarda ise doğru kamu kurumuyla bağlantıyı kuran aktif bir üniversite modeli ortaya çıktı.
İLÇELERDE MUHTARLARLA ÇALIŞTAYLAR DÜZENLENDİ: KIRSALIN İHTİYAÇLARI, TALEPLERİ VE SORUNLARI AYNI MASADA ELE ALINDI
Kampüs-Köy Akademisi’nin en önemli hazırlık aşamalarından birini ilçelerde gerçekleştirilen çalıştaylar oluşturdu.
Kaymakamlıklar, yerel yönetimler, akademisyenler, kamu temsilcileri ve köy muhtarlarının aynı zeminde buluştuğu toplantılarda kırsal yaşamın gerçek sorunları doğrudan ele alındı.
Muhtarlar yalnızca üniversitenin doğrudan çalışma alanına giren meseleleri gündeme getirmedi. Köy yolları, içme ve kullanma suyu, altyapı, ulaşım, sağlık hizmetlerine erişim, yaşlı ve dezavantajlı vatandaşların ihtiyaçları ile farklı kamu kurumlarının sorumluluk alanında bulunan pek çok başlık da masaya yatırıldı.
Buradaki yaklaşım netti:
Sorun üniversitenin doğrudan görev alanında değilse de masadan kalkmayacak.
Çalıştaylarda ortaya çıkan sorun, ihtiyaç ve talepler kayıt altına alındı. Böylece kırsalın gündemi yalnızca konuşulan başlıklar olmaktan çıkarılarak sonraki aşamalarda akademik veya kurumsal karşılık bulabilecek somut veriler haline getirildi.
TESPİTTEN ÇÖZÜME: TALEPLER KAYDA ALINDI, YENİ İHTİYAÇLAR SAHADA BELİRLENECEK, DOĞRU KURUMLA BULUŞTURULACAK
İlçelerde gerçekleştirilen çalıştaylarda köylerin sorunları, ihtiyaçları ve talepleri tespit edilerek kayıt altına alındı. Ancak süreç bununla sınırlı kalmayacak. Saha uygulamalarında doğrudan vatandaşlardan gelecek yeni ihtiyaç ve talepler de belirlenecek ve kayda geçirilecek. Üniversitenin katkı sunabileceği alanlar ilgili akademik birimlerle, diğer başlıklar ise çözümün muhatabı olan kamu kurumlarıyla buluşturulacak.
Kampüs-Köy Akademisi’ni benzer çalışmalardan ayıran temel noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor.
ÇOMÜ bütün sorunları tek başına çözme iddiasında değil. Ancak hiçbir sorunun da “üniversitenin alanına girmiyor” denilerek görmezden gelinmemesi hedefleniyor.
Üniversitenin akademik olarak katkı sunabileceği konular doğrudan ilgili fakülte, akademik birim ve uzmanlarla eşleştirilirken, üniversitenin görev alanı dışında kalan meselelerin kaymakamlıklar, belediyeler, kamu müdürlükleri ve diğer yetkili kurumlara ulaştırılması amaçlanıyor.
Kampüs-Köy Akademisi’nde oluşturulan çözüm zinciri böyle işliyor:
İlk aşamada sorun, ihtiyaç ve talepler çalıştaylarda tespit edilerek kayıt altına alındı. Saha uygulamalarında ortaya çıkacak yeni ihtiyaçlar da kayda geçirilecek. Üniversitenin katkı sağlayabileceği alanlarda akademik bilgi ve insan kaynağı devreye girecek, diğer sorunlar ise çözümün muhatabı olan kamu kurumlarına taşınacak.
Böylece vatandaşın talebi yalnızca kayda geçen bir başlık olarak kalmayacak. Sorunun doğru kurumla buluşmasını sağlayacak kurumsal iletişim hattı da oluşturulacak.
Özellikle yaşlılar, engelli bireyler ve diğer dezavantajlı grupların yalnızca görünür hale getirilmesi değil, ihtiyaçlarının tespit edilerek üniversitenin katkı sunabileceği alanlarda akademik ve sosyal destek mekanizmalarına, diğer konularda ise ilgili kamu kurumlarına yönlendirilmesi modelin sosyal boyutunun önemli parçalarından birini oluşturuyor.
İşte ÇOMÜ’nün ortaya koyduğu devlet ile millet arasındaki köprünün somut karşılığı tam olarak burada ortaya çıkıyor.
TÜRKİYE’DE DEVLETLE MİLLET ARASINDA KÖPRÜ KURAN İLK ÜNİVERSİTE MODELİ
Kampüs-Köy Akademisi yalnızca akademisyenlerin köylere giderek eğitim verdiği klasik bir kırsal çalışma olarak tasarlanmadı.
Model, muhtarı ve köy halkını üniversiteyle, üniversiteyi akademik uzmanlıkla, ihtiyaç duyulan noktada ise devletin ilgili kurumlarıyla aynı çözüm zincirinde buluşturuyor.
Muhtarlar, köy halkı, üniversite, kaymakamlıklar, yerel yönetimler, kamu müdürlükleri ve akademik birimler arasında doğrudan ve sürdürülebilir bir iletişim hattı kurulması hedefleniyor.
Bu nedenle Kampüs-Köy Akademisi’nin “ilk” olma özelliği yalnızca üniversitenin köye gitmesine dayanmıyor.
Asıl fark, üniversitenin devletin kurumları ile milletin doğrudan temsilcileri olan muhtarları ve köy halkını sistemli bir yapı içerisinde buluşturması, sorunları yerinde tespit etmesi ve çözümün doğru adresine ulaşmasını sağlayacak köprüyü kurması.
ÇOMÜ bu yönüyle, Türkiye’de bu kapsamda devlet ile millet arasında doğrudan köprü kuran ilk üniversite modelinin öncülüğünü üstleniyor.
Projenin çalışma alanı Çanakkale merkez dahil 12 ilçe, 11 belde ve yüzlerce köyü kapsayacak genişlikte planlandı. Böylece Kampüs-Köy Akademisi’nin tek bir köyle veya tek bir etkinlikle sınırlı kalmayarak Çanakkale kırsalının geneline ulaşan sürdürülebilir bir üniversite modeli haline gelmesi hedefleniyor.
HER KÖYE AYNI REÇETE YOK: AKADEMİK GÜÇ İHTİYACA GÖRE SAHAYA ÇIKACAK
Kampüs-Köy Akademisi’nin temel yaklaşımı her köye aynı programı götürmek değil.
Önce ihtiyaç tespit edilecek, ardından üniversitenin akademik gücü o ihtiyaca göre sahaya çıkacak.
Bu doğrultuda ÇOMÜ’nün ilgili fakülteleri ve anabilim dallarından profesörler, uzman öğretim üyeleri, akademisyenler ve Tıp Fakültesi hekimlerinin, bölgenin önceliklerine göre şekillendirilecek eğitim, seminer, tarama, danışmanlık ve uygulamalı saha çalışmalarında doğrudan görev alması hedefleniyor. Böylece her bölge için önceden belirlenmiş standart bir program yerine, o bölgenin üretim yapısına, sağlık ihtiyaçlarına, sosyal özelliklerine ve kırsal kalkınma önceliklerine göre bilimsel içerik oluşturulacak.
Tarımsal üretimin yoğun olduğu bir bölgede toprak, sulama, verimlilik ve modern üretim teknikleri öncelik kazanabilecek. Hayvancılığın öne çıktığı yerlerde veterinerlik, hayvan sağlığı, sürü yönetimi ve üretim verimliliğine yönelik çalışmalar ağırlık kazanacak.
Tarım, ziraat ve hayvancılık alanındaki çalışmalar yalnızca teorik eğitimlerle sınırlı kalmayacak. Üretimde kalite ve verimliliğin artırılması, bitki ve hayvan hastalıklarıyla mücadele, doğru sulama, toprak yönetimi, modern üretim yöntemleri ve sahada uygulamalı tarım eğitimleri de akademik uzmanlıkla üreticinin deneyimini aynı noktada buluşturacak başlıklar arasında yer alacak.
Başka bir köyde temel sağlık, ağız ve diş sağlığı, ilk yardım veya sağlık farkındalığı öne çıkarken, sağlık alanındaki programlarda uygun koşullar ve ilgili kurumlarla iş birliği çerçevesinde genel sağlık taramaları, ağız ve diş sağlığı taramaları ve kanser konusunda farkındalık ile uygun tarama çalışmalarının vatandaşlara ulaştırılması hedeflenecek.
Yangın riski taşıyan bölgelerde ise yalnızca yangın değil, deprem ve diğer afetlere hazırlık, afet bilincinin artırılması, ilk müdahale, temel ilk yardım ve kriz anında doğru davranış biçimleri eğitim ve uygulamalarla ele alınabilecek.
Sanal gerçeklik ve simülasyon teknolojilerinden yararlanılarak afet, yangın ve farklı eğitim başlıklarının daha uygulamalı ve deneyim temelli hale getirilmesi de programın teknoloji ayağında değerlendirilecek.
Su ve toprak yönetimi, dijitalleşme, kültür, gastronomi, kadın üreticiler, çiftçiler, çocuklar, gençler, yaşlı vatandaşlar, engelli ve dezavantajlı bireyler ile kooperatifler de projenin çalışma alanları ve hedef kitleleri arasında yer alacak.
Eğitim ve seminerlerin yalnızca bilgilendirme düzeyinde kalmaması, uygun eğitim başlıklarında sertifikasyon programlarıyla desteklenmesi, edinilen bilgi ve becerilerin kırsal yaşamda karşılığının artırılması da hedefler arasında bulunuyor.
Böylece üniversite köye yalnızca bilgi anlatmaya değil, bilgiyi köyün gerçek ihtiyacıyla buluşturmaya gidecek.
KIRSALDA ÜRETİM, İSTİHDAM VE YERİNDE KALKINMA BİRLİKTE ELE ALINACAK
Kampüs-Köy Akademisi’nin uzun vadeli hedeflerinden biri de kırsal alanda yalnızca eğitim ve farkındalık oluşturmak değil, üretim kapasitesini ve ekonomik sürdürülebilirliği güçlendirmek.
Özellikle gençler, kadın üreticiler, çiftçiler ve yerel girişimciler açısından mesleki bilgi, üretim becerisi, girişimcilik, kooperatifleşme ve katma değerli üretim imkanlarının geliştirilmesiyle istihdam odaklı bir kırsal kalkınma yaklaşımının desteklenmesi amaçlanıyor.
Tarım ve hayvancılıkta verimliliğin yükseltilmesi, yerel ürünlerin değerinin artırılması, kırsalda yeni ekonomik imkanların geliştirilmesi ve genç nüfus için sürdürülebilir yaşam ve çalışma olanaklarının güçlendirilmesiyle, köyden kente göçün azaltılmasına, yerinde kalkınmanın desteklenmesine ve uzun vadede tersine göçü teşvik edebilecek sosyoekonomik zeminin oluşmasına katkı sağlanması hedefleniyor.
Böylece Kampüs-Köy Akademisi’nin kırsala bakışı yalnızca mevcut sorunların çözümüne katkı sunmakla sınırlı kalmayacak, köyde yaşamayı, üretmeyi ve geleceği kırsalda kurmayı daha sürdürülebilir hale getirecek akademik ve sosyal bir kalkınma perspektifine dönüşecek.
KÖYÜN YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL, HAFIZASI DA KORUNACAK
Kampüs-Köy Akademisi yalnızca güncel sorunlara ve üretime odaklanmayacak. Köylerin yıllar içerisinde oluşan kültürel hafızasının korunması da çalışmaların önemli ayaklarından birini oluşturacak.
Sözlü tarih çalışmaları, yöresel yemekler, geleneksel üretim kültürü, anneannelerden ve babaannelerden kalan tarifler, unutulmaya yüz tutmuş yerel değerler ve köylerin geçmişten bugüne taşıdığı kültürel miras akademik çalışmalarla kayıt altına alınacak.
Gastronomi, tarih ve kültür alanındaki çalışmalarla bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenecek.
Bu kültürel aktarımın yalnızca seminerlerle sınırlı kalmaması, gezici müze tırı gibi uygulamalarla tarih ve kültürün doğrudan köy meydanına taşınması, çocuklar ve gençlerin kültürel mirasla etkileşimli biçimde buluşturulması da planlanan çalışmalar arasında yer alıyor.
Köy meydanlarında gündüz gerçekleştirilecek eğitim ve uygulamaların ardından sosyal ve kültürel birlikteliği güçlendirecek gece sineması gibi etkinliklerle, üniversitenin kırsalla kurduğu ilişkinin eğitimden kültüre uzanan bütüncül bir yapıya kavuşması hedefleniyor.
Böylece Kampüs-Köy Akademisi köyün yalnızca bugününe değil, geçmişine ve geleceğine de sahip çıkan bütüncül bir yapıya kavuşacak.
ÇALIŞTAYLARDAN KÖY MEYDANINA: İLK BÜYÜK ETKİNLİK 19-20 EYLÜL’DE
İlçelerde gerçekleştirilen çalıştaylar, muhtar buluşmaları ve hazırlık sürecinin ardından Kampüs-Köy Akademisi artık doğrudan uygulama aşamasına geçiyor.
İlk kapsamlı saha buluşması 19-20 Eylül 2026 tarihlerinde Çanakkale Merkez’e bağlı Çıplak Köyü’ndeki Etno-Köy’de gerçekleştirilecek.
İki gün boyunca üniversitenin farklı bilim alanlarından akademisyenlerinin, ilgili anabilim dallarından profesör ve uzman öğretim üyelerinin, Tıp Fakültesi hekimlerinin ve alan uzmanlarının köy halkı ve üreticilerle doğrudan buluşması planlanıyor.
Ziraat alanındaki akademisyenlerin üreticilerle tarım, toprak, sulama, bitki sağlığı, hastalıklarla mücadele, kalite ve verimlilik başlıklarında bir araya gelmesi, veterinerlik ve hayvancılık uzmanlarının üreticilerle buluşarak hayvan sağlığı, hastalıkların önlenmesi, sürü yönetimi ve verimli üretime ilişkin uygulamalı çalışmalar gerçekleştirmesi hedefleniyor.
Sağlık alanında ise bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra uygun koşullarda genel sağlık taramaları, ağız ve diş sağlığı çalışmaları, kanser farkındalığı ve ilgili sağlık kurumlarının imkanları doğrultusunda tarama faaliyetlerinin vatandaşlarla buluşturulması planlanıyor.
Ağız ve diş sağlığı, ilk yardım, yangın, deprem ve afet bilinci, tarımsal üretim, hayvan sağlığı, kültür, gastronomi ve farklı sosyal alanlarda eğitim, uygulama ve bilinçlendirme çalışmaları saha programının önemli parçaları arasında yer alacak.
Sanal gerçeklik ve simülasyon uygulamalarıyla bazı eğitimlerin deneyimsel hale getirilmesi, gezici müze tırıyla kültürel ve tarihsel değerlerin köye taşınması, uygun eğitim programlarının sertifikasyonla tamamlanması ve gece sineması gibi sosyal-kültürel etkinliklerle iki günlük programın köy yaşamının farklı kesimlerine ulaşması hedefleniyor.
Çocuklardan gençlere, üreticilerden kadınlara, yaşlılardan dezavantajlı vatandaşlara kadar köy yaşamının farklı kesimlerine doğrudan ulaşılması amaçlanıyor.
KÖY MEYDANLARI ÜNİVERSİTE KAMPÜSÜNE DÖNÜŞECEK: DEVLETİN İMKANI, ÜNİVERSİTENİN BİLGİSİ, VATANDAŞIN İHTİYACI AYNI ZEMİNDE BULUŞACAK
Çıplak Köyü’ndeki Etno-Köy buluşmasının yalnızca bir üniversite etkinliği olarak kalmaması hedefleniyor.
Üniversitenin akademik birimlerinin yanı sıra Emniyet, Jandarma, AFAD, İl Sağlık Müdürlüğü, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilgili diğer kamu kurumlarının da kendi görev ve çalışma alanları doğrultusunda sahada yer alması planlanıyor.
Kamu kurumlarının bilgilendirme faaliyetleri, üniversitenin akademik çalışmaları, sağlık ve farkındalık programları, sahada uygulamalı eğitimler, teknoloji ve simülasyon uygulamaları, kültür ve gastronomi etkinlikleri ile uygun alanlarda sertifikalı eğitimlerle, ilçelerde çalıştaylarla kurulan iletişim ve çözüm zinciri bu kez doğrudan köy meydanına taşınacak.
Kampüs-Köy Akademisi modeliyle köy meydanlarının yalnızca etkinlik yapılan alanlar değil, üniversitenin bilgi ve uzmanlığının devletin imkanlarıyla, vatandaşın ihtiyaç ve talepleriyle buluştuğu ortak çözüm noktalarına dönüşmesi hedefleniyor.
Bu modelde vatandaş yalnızca etkinliğe katılan kişi olmayacak. Köyün ihtiyacı sahada görünür hale gelecek, akademinin çözebileceği meselelerde uzmanlık doğrudan vatandaşla buluşacak, başka kurumların sorumluluğundaki sorunların ise ilgili kamu kurumlarına ulaşması sağlanacak.
Böylelikle Kampüs-Köy Akademisi’nin devlet-millet köprüsü yaklaşımı yalnızca bir söylem olarak kalmayacak, sahada doğrudan karşılığını bulacak.
Köy meydanı iki gün boyunca devletin imkanının, üniversitenin bilgi ve uzmanlığının ve vatandaşın gerçek ihtiyacının aynı zeminde buluştuğu ortak bir kampüs, iletişim ve çözüm alanına dönüşecek.
ERENOĞLU’NUN ÖNCÜLÜĞÜNDE KAMPÜSTEN KÖYE UZANAN YENİ BİR ÜNİVERSİTE ANLAYIŞI
Aylar boyunca ilçelerde gerçekleştirilen çalıştaylarla köylerin ihtiyaçlarını, taleplerini ve sorunlarını muhtarlarla aynı masada tespit eden ÇOMÜ, 19-20 Eylül’de Kampüs-Köy Akademisi modelini artık doğrudan vatandaşla buluşturacak.
Çalıştaylarda sorunlar tespit edildi.
İhtiyaç ve talepler kayıt altına alındı.
Üniversitenin akademik olarak katkı sağlayabileceği alanlar belirlendi.
Diğer kamu kurumlarının görev alanına giren meseleler ayrıştırıldı ve çözümün doğru muhataplarına ulaştırılacak yapı oluşturuldu.
19-20 Eylül’de ise bu hazırlık süreci doğrudan sahaya taşınacak. Çalıştaylarda belirlenen başlıkların yanı sıra vatandaşlardan gelecek yeni ihtiyaç ve talepler de kayıt altına alınarak aynı çözüm zincirine dahil edilecek.
Kampüs-Köy Akademisi’nin iddiası yalnızca bilimi kampüsten çıkarıp köylere götürmek değil.
Daha büyük bir hedef var:
Üniversite ile kırsal arasındaki mesafeyi kaldırmak, muhtarları doğrudan akademik imkanlarla buluşturmak, köylerin sorunlarını ve ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek, üniversitenin çözüm üretebileceği alanlarda akademik gücü harekete geçirmek, sağlık ve sosyal ihtiyaçları görünür hale getirmek, üretimde kalite ve verimliliği artırmak, bilim ve teknolojiyi kırsalla buluşturmak, istihdam ve yerinde kalkınmayı desteklemek, diğer sorunların doğru kamu kurumlarına ulaşmasını sağlamak ve devlet ile vatandaş arasında çalışan kalıcı bir köprü kurmak.
Bu yaklaşım, kırsalda yalnızca bugünün sorunlarına cevap vermeyi değil, üretimden sağlığa, eğitimden teknolojiye, kültürden istihdama kadar çok boyutlu bir kalkınma zemini oluşturmayı amaçlıyor.
Köyden kente göçü azaltacak, gençlerin ve kadınların üretim ve istihdam imkanlarını güçlendirecek, uzun vadede tersine göçü teşvik edebilecek sürdürülebilir bir kırsal yaşam modeline akademik katkı sunmak da Kampüs-Köy Akademisi’nin geniş perspektifinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu’nun öncülüğünde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kampüs-Köy Akademisi ile üniversiteyi kampüs duvarlarının dışına çıkarırken, Türkiye’de bu kapsamda devlet ile millet arasında doğrudan köprü kuran ilk üniversite modelini Çanakkale’den sahaya taşıyor.
Basın Bülteni