"EMİN OLMADAN DEMOKRASİDEN, ADALETTEN VE CUMHURİYETTEN VAZGEÇEMEYİZ"

İYİ Parti Grubu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde söz alan Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, devlet aklı kavramı üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.

Milletvekili Rıdvan Uz yaptığı konuşmada; “Bugün Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu'nun devlet aklıyla ilgili yapmış olduğu Meclis konuşmasına değinmek istiyorum, o konuyla ilgili konuşmak isterim. 
Devlet aklı demek, merkezinde millet olan ve rızasını yani milletin rızasını barındıran, hukukun, liyakatin, adaletin tam ve kâmil bir şekilde işletilmesi demektir.  Devlet aklı demek -devlet ebet müddet yani sonsuza kadar yaşayacak- Türk devlet gelenek görenek, örf ve siyaset felsefesinin millet adına işleyişi ülküsüdür. 
Devlet sadece bir toprak parçasından ibaret değildir; önemli olan, üzerinde yaşayacak egemen güç, millet varlığıdır. Millet var ise devlet vardır.  Bu sebeple, millet olmadan devlet olmayacağı gibi, millet aklından arınmış bir devlet aklı da yoktur. Bugün ise devlet aklı sisli bir kavram hâline getirilmiştir, bu sisin her türlü günahın üstünü örtmek için kullanılması kabul edilemez. 
Biz, nasıl ki bu meseleye sadece bir parti meselesi olarak bakmıyorsak iktidar da ömrünü uzatmak için bir aparat olarak bakmamalıdır. Ben burada iktidar partisi vekillerine seslenmek istiyorum:  Yönettiğiniz bu devlette adalete güven yüzde 12'ye düşmüş. 
Yönettiğiniz bu devlette terör örgütü elebaşı meşru muhatap hâline getirilmiş. Yönettiğiniz bu devlette sandık sonucunun geçerliliği ortadan kalkmış.  Yönettiğiniz bu devlette makamlar, mevkiler, koltuklar liyakat yerine eş dost ve çevrenize göre dağıtılır hâle gelmiş. 

Yönettiğiniz bu devlette muhafazakârlık adına aile kurumu yok edilmiş. 
Yönettiğiniz bu devlette milliyetçilik adına millet düşmanlarının değirmenine su taşınır hâle gelmiş. 
Yönettiğiniz bu devlette dinimiz adına yola çıkıp gençlik deizm bataklığında kaybolmuş. Bu, bir devlet aklı değildir, devlet aklından bahsedemeyiz.
Bakın, Çanakkale'de savaşların cereyan ettiği bir ortamda Hafız Hasan diye bir askerimize nöbet mahallinde komutanı diyor ki: "İsterseniz sabaha kadar Kur'an okuyun ama ne olur burada uyumayın; bizim için çok kıymetli. Burada uyursanız, düşmana geçit verirseniz ülkemiz çok büyük sıkıntıya girer, toprakları kaybederiz; sizin uyanık olmanız lazım."  Bunun üzerine o asker sabaha kadar uyumaz, sabah beşte İngiliz gemilerinden atılan ilk top mermisiyle orada şehit düşer. Şehit düştüğü ortamın akabinde oradaki şehitleri ve yaralıları almak üzere gelen arkadaşları şehit Hafız Hasan'ın elinden silahını alamaz. Gözleri açıktır ve silahını teslim etmez.
Bir türlü alamadıkları için en sonunda komutanı davet ederler; komutanı gelir, "Evladım, vatan artık emin ellerde, silahını verebilirsin." der, bunun üzerine o silah teslim edilir.  Şunu söylemek istiyorum sonuç olarak: Emin olmadan biz silahı veremeyiz. Emin olmadan demokrasiden, adaletten ve cumhuriyetten vazgeçemeyiz. Emin olarak haksızlık karşısında ölsek de teslim olamayız diyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum” ifadelerine yer verdi.

Basın Bülteni