ÇTSO MART AYI OLAĞAN MECLİS TOPLANTISI YAPILDI

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası 2026 yılı Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı ÇTSO Kongre Fuar Merkezi'nde yapıldı.

Meclis açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Osman Okyay;
Kıymetli Meclis ve Komite Üyelerimiz, değerli konuklar, sevgili basın mensupları, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI: KÜRESEL EKONOMİ İÇİN KRİTİK EŞİK
Belki de son yılların en karmaşık ekonomik atmosferlerinden birinden geçiyoruz. Bugünkü ortamda iş dünyası olarak yalnızca ekonomik göstergeleri değil, aynı zamanda küresel jeopolitik gelişmeleri de çok yakından takip etmek zorunda kalıyoruz. Bildiğiniz gibi hemen yanı başımızda, Orta Doğu’da çok ciddi bir savaş durumu söz konusu. İran ile İsrail arasında, geçen yazdan bu yana tırmanan gerilim, ABD’nin müdahil olması ve çatışmaların diğer bölge ülkelerine de sıçramasıyla küresel bir jeopolitik kırılma noktasına dönüştü. Bu durum siyasi bir krizin ötesinde; enerji fiyatlarından ticaret yollarına, piyasalardan yatırımlara kadar küresel ekonomiyi derinden etkileyecek bir türbülans niteliği taşıyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son raporları da jeopolitik risklerin dünya ekonomisi üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. IMF, çatışmaların başlamasından hemen sonra yayınladığı acil durum bildirisinde; finansal piyasalardaki oynaklığın ve enerji fiyatlarındaki artışın küresel ekonomik görünümü ‘belirsiz’den ‘tehlikeli’ye taşıdığını belirtti. Enerji fiyatlarında yaşanacak sürdürülebilir yüzde 10'luk bir artışın, küresel enflasyonu 40 baz puan artırabileceği, ekonomik büyümeyi ise yüzde 0,1 ila 0,2 oranında azaltabileceği öngörülüyor. Özellikle bütün gözler Hürmüz Boğazı’nda. Goldman Sachs, Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatın tamamen durması durumunda, Brent petrolün kısa sürede 100 doların üzerine, hatta en kötü senaryoda 130 dolara kadar çıkabileceğini tahmin ediyor. Dolayısıyla pek çok öngörü, Orta Doğu’da uzun süreli bir gerilim yaşanması halinde küresel ticaret maliyetlerinin artabileceği ve büyüme beklentilerinin aşağı yönlü etkilenebileceği yönünde birleşiyor. Hiç şüphesiz ki en büyük temennimiz, bu gerilimin daha fazla büyümeden diplomasi yoluyla çözülmesi ve bölgemizde kalıcı bir barış ortamının sağlanmasıdır. Çünkü savaşların kazananı olmuyor; en büyük bedeli ise çoğu zaman masum insanlar ve üretim ekonomileri ödüyor.
BU YILKİ BÜYÜMENİN BOYUTU HATTA DEVAM EDİP ETMEYECEĞİ, TAMAMEN BU KRİZİN NE KADAR DEVAM EDECEĞİNE BAĞLI
Değerli arkadaşlar,
Bu gerilimin gölgesinde Türkiye ekonomisinin durumuna baktığımızda; net enerji ithalatçısı bir ülke olduğumuz için, petrol fiyatlarındaki artışın cari açığı büyütme ve üretim maliyetleri üzerinden büyümeyi baskılama olasılığı yüksek. Bir diğer etki alanı, risk primindeki yükseliş. Şubat sonunda 200 baz puana kadar gerileyen Türkiye’nin 5 yıllık risk primi (CDS), Mart ayının ilk haftasında 238 puana kadar tırmandı. Bu durum, dış borçlanma maliyetlerini artırıcı etki yapacaktır. Dolaylı etki ise FED'in daha sıkı bir duruşa geçmesi ve küresel risk iştahı üzerinden gelir. Riskten kaçış, gelişmekte olan ülkelere sermaye girişlerinin azalmasına ve kur üzerinde baskıya yol açabilir. Orta Doğu’daki sıcak çatışma ortamı, küresel risk iştahını baskılarken Türk lirası üzerindeki 'carry trade' cazibesini de test etmeye başladı. Mart başı itibarıyla bankacılık ve Merkez Bankası verileri; yüksek reel getiri odaklı sıcak paranın bir kısmının, güvenli liman arayışıyla çıkış yönlü bir eğilime girdiğini ve piyasalarda belirgin bir volatilite oluşturduğunu işaret ediyor. Türkiye ekonomisi, tam 22 çeyrektir aralıksız sağladığı büyüme momentumunu 2026'ya taşımak istese de savaşın bu yolu ‘engebeli’ hale getirdiğini söylemek mümkün. Bu yılki büyümenin boyutu hatta devam edip etmeyeceği, tamamen bu krizin ne kadar devam edeceğine bağlı. Tüm bu veriler ışığında; küresel ekonomideki bu türbülansın Türkiye üzerindeki etkilerini asgariye indirmek için sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi ve mali disiplinden taviz verilmemesi gerekiyor. Türkiye ekonomisi, dış şoklara karşı bağışıklığını artıracak yapısal adımları attığı ölçüde, bu jeopolitik fırtınayı bir 'yeniden dengelenme' fırsatına dönüştürebilir.
TÜRK SANAYİCİSİNİN ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ VAR: ŞARTLAR ZORLAŞTIĞINDA ÜRETİM REFLEKSİNİ KAYBETMİYOR
Bizim ekonomimiz, zor dönemlerde üretim ve ticaret kabiliyeti sayesinde ayakta kalmayı başaran güçlü bir yapıya sahip. Örneğin; geçen yılki yüzde 3,6’lık büyüme oranı, küresel ekonomide büyümenin ciddi şekilde yavaşladığı bir dönemde Türkiye’nin üretim ve ticaret kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Ancak büyümenin kompozisyonuna baktığımızda bazı önemli sinyaller de görüyoruz. Özellikle sıkı para politikalarının etkisiyle iç talepte daha dengeli bir seyir oluşurken, finansman maliyetlerinin yükselmesi yatırım kararlarını doğal olarak daha temkinli hale getiriyor. Sanayi tarafında ise girdi maliyetleri hala önemli bir baskı unsuru olmaya devam ediyor. Nitekim imalat sektörünün öncü göstergelerinden biri olan PMI verileri, sanayide faaliyet koşullarının bir süredir eşik değerin altında seyrettiğini gösteriyor. Son veriler endeksin 50 seviyesine yaklaşmakla birlikte hala daralma bölgesinde olduğunu ortaya koyuyor. Bu da üretim tarafında temkinli bir dönemin devam ettiğini gösteriyor. Özellikle bizim sanayici olarak en çok dile getirdiğimiz konu, maliyetler. Hammadde fiyatlarındaki artış, enerji maliyetleri ve iş gücü giderleri birçok sektörde üretim maliyetlerini ciddi şekilde yukarı çekmiş durumda. Buna rağmen Türk sanayicisinin önemli bir özelliği var: şartlar zorlaştığında üretim refleksini kaybetmiyor. Birçok işletmemiz maliyet baskısına rağmen verimlilik yatırımlarına yöneliyor, yeni pazarlar arıyor ve ihracat kapasitesini artırmaya çalışıyor. Bu da Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını gösteren önemli bir unsur. Öte yandan ticaret tarafında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Dijitalleşmenin hızlanması, lojistik ağların yeniden şekillenmesi ve bölgesel ticaret koridorlarının değişmesi iş dünyasına yeni fırsatlar da sunuyor.
Bugün dünyada üretim ve ticaret haritaları yeniden çiziliyor. Tedarik zincirlerinin çeşitlenmesi, yakın coğrafyalara yönelen üretim yatırımları ve bölgesel ticaret ağlarının güçlenmesi Türkiye için de önemli fırsatlar barındırıyor. Nitekim geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanımızın açıkladığı önemli bir gelişme de bu dönüşümün Türkiye açısından ne kadar stratejik bir noktada durduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği’nin, Türkiye’de yapılan üretimlerin belirli koşullar altında ‘Made in EU’ kapsamına dahil edilmesine yönelik yaklaşımı, sanayimiz ve ihracatımız açısından son derece önemli bir fırsat penceresi açıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunun güçlü bir göstergesi. Aynı zamanda Ülkemizin sanayi altyapısının, tedarik güvenliğinin ve üretim kapasitesinin Avrupa açısından taşıdığı stratejik değeri de ortaya koyuyor. Eğer bu süreci doğru değerlendirirsek, Türkiye yalnızca bir tedarik ülkesi olmakla kalmayıp, Avrupa’nın üretim zincirinin merkezlerinden biri haline gelebilir. İşte tam bu noktada Anadolu şehirlerinin rolü çok önemli hale geliyor. Çünkü Türkiye ekonomisinin üretim gücü artık sadece birkaç büyük şehirle sınırlı kalmıyor, Anadolu’nun birçok merkezinde yükseliyor. Özellikle Çanakkale gibi hem lojistik hem de üretim potansiyeli yüksek bir merkezde; ticaret yollarının yeniden şekillendiği bu dönemde sadece ayakta kalmayı değil, bu değişimden güçlenerek çıkmayı hedeflemeliyiz.
Bunun için özellikle üç başlığın kritik olduğunu düşünüyorum.
Birincisi katma değerli üretim.
Sanayimizin teknolojiyle daha fazla buluşması gerekiyor.
İkincisi ticaret ve lojistik kapasitesinin geliştirilmesi.
Çanakkale’nin bulunduğu konum doğru değerlendirildiğinde bölgesel ticarette çok daha güçlü bir rol üstlenebilir.
Üçüncüsü ise genç girişimcilik ve insan kaynağı.
Gençlerimizi üretimin, inovasyonun ve girişimciliğin bir parçası haline getirmek zorundayız.
EN ÖNEMLİSİ HER ZAMAN BİZE YOL GÖSTEREN EŞSİZ ‘ÇANAKKALE RUHU’ VAR
Değerli arkadaşlar,
Ekonomide dönem dönem dalgalanmalar yaşanıyor. Zaten buna alışkınız. Ancak bu dönemler aynı zamanda dayanıklılığın ve vizyonun test edilmesine de imkan veriyor. Ben Çanakkale iş dünyasının bu dayanıklılığa sahip olduğuna inanıyorum. Çünkü bu şehirde üretme kültürü var, ticaret geleneği var ve en önemlisi birlikte hareket etme anlayışı var. En önemlisi her zaman bize yol gösteren eşsiz ‘Çanakkale Ruhu’ var.
ONLARIN AZİZ HATIRASI ÖNÜNDE, DAHA GÜÇLÜ BİR ÇANAKKALE VE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN ÜRETMEYE VE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİMİZE SÖZ VERİYORUZ
Önümüzdeki hafta, bu toprakların ve bu milletin kaderinin değiştiği, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü hep birlikte idrak edeceğiz. Aslında bugün burada konuştuğumuz 'dayanıklılık', 'üretim azmi' ve 'birlikte hareket etme anlayışı' bize hiç yabancı kavramlar değil. Biz bu ruhu, 1915’te 'Çanakkale Geçilmez' dedirten o sarsılmaz iradeden biliyoruz. O günün imkansızlıkları içinde gösterilen o muazzam direnç, bugün bizim ekonomik mücadelemizdeki en büyük ilham kaynağımızdır. Ecdadımız o gün siperlerde omuz omuza vererek bu vatanın istikbalini kurtardıysa biz de bugün fabrikalarımızda, işletmelerimizde ve ticarethanelerimizde omuz omuza vererek bu vatanın ekonomik istikbalini inşa etmekle mükellefiz. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Onların aziz hatırası önünde, daha güçlü bir Çanakkale ve daha güçlü bir Türkiye için üretmeye ve çalışmaya devam edeceğimize söz veriyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi Meclis gündemimize geçiyorum…
ÇANAKKALE TİCARET VE SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI ERSİN KAHRAMAN;
Sayın Meclis Başkanım, Komitelerimizin, Kadın ve Genç Girişimcilerimizin değerli Üyeleri,
Kıymetli Basın Mensupları,
Mart ayı Meclis toplantımızda sizleri şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına sevgi ve saygı ile selamlıyorum, hoş geldiniz.
Başkanımız Selçuk Bey bir program değişikliği sebebi ile bugün aramızda olamadı. Sizlere selamları var.
Değerli Meclis Üyeleri,
Küresel ölçekte ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği, ticaret ve üretim süreçlerinin hızlı bir dönüşümden geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte yerel ekonomilerin dayanıklılığını artırmak, işletmelerimizin rekabet gücünü yükseltmek ve üyelerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebilen bir kurumsal yapı oluşturmak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürürken üyelerimizin talep ve beklentilerini çok önemsiyoruz.
Bu kapsamda, Meclis toplantımız öncesinde Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Ekonomi ve Finans Bölüm Başkanı ve Dünya Bankası ST Danışmanı Prof. Dr. Sayın İbrahim Ünalmış’ın “Orta Doğudaki Gelişmeler ve Türkiye Ekonomisine Etkileri” konulu konferansı düzenledik. Hepimiz için son derece değerli bir bilgilendirme fırsatı oldu. Doğu coğrafyasında yaşanan gelişmelerin enerji piyasalarından lojistik hatlara, ticaret ilişkilerinden yatırım fırsatlarına kadar Türkiye ekonomisine olan etkilerinin değerlendirilmesi; iş dünyamızın riskleri ve fırsatları daha sağlıklı analiz etmesine imkan sağlamıştır. Bizlere sağladığı  bu değerli katkı Prof. Dr. Sayın İbrahim Ünalmış’a, ayrıca konferansın gerçekleşmesine vesile olan Meclis Başkanımız Sayın Osman Okyay’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Malum Ramazan ayı, çok uzatmadan kısaca son Meclis toplantısından bu yana gerçekleşen  faaliyetlerimiz ve güncel gelişmeler hakkında bilgi vermek istiyorum. Gerek bizim ziyaretlerimiz gerekse Odamıza yapılan ziyaretler devam ediyor.
Çanakkale İl Emniyet Müdürümüz Sayın Ergün Dağıstanlı, Odamıza iade-i ziyarette bulundu.
Çanakkale İl Defterdarımız Mustafa Çelik ve ekibi 37. Vergi Haftası kapsamında Odamızı ziyaret ettiler. Biz de çelenk koyma törenine katıldık.
Çanakkale İl Jandarma Komutanımız Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Odamıza iade-i ziyarette bulundu.
Çanakkale Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Karakaş ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Muhasebeciler Haftası kapsamında Odamızı ziyaret ettiler.
Kocaeli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Barış ve bizim 21 no’lu Meslek Komitemize tekabül eden 5 no’lu Meslek Komitesi üyeleri Odamızı ziyaret ederek ağaç ve orman ürünleri alanında faaliyet gösteren 21 no’lu Meslek Komitesi temsilcileri bir araya geldi.
Genel Sekreterimiz Sema Hanım tarafından Oda ve Borsaların Genel Sekreterlerine yönelik düzenlenen “Bilgilendirme Semineri”ne katıldı.
Odamız ve Bozcaada Belediyesi olarak, Almanya’nın Münih kentinde 18–22 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen F.re.e Travel & Leisure Fair 2026’da Bozcaada standımızla yerimizi aldık. Fuar’a Odamızı temsilen Yönetim Kurulu Üyemiz Akın Yalman katılım sağladı.
18 No’lu Meslek Komitesi Başkanımız Tansu Yıldırım,  ve Komite üyeleri, Çanakkale ilindeki sigorta acentelerine ziyarette bulundular.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Biçim Anlam Kimlik” Seramik Çalıştayı Sergisi açılışı ve “Geleneksel Çanakkale Seramiğinde Kadının İzi Söyleşisi”  Odamızda gerçekleştirildi. Yönetim Kurulu Sayman Üyemiz Şakir Bey Odamızı temsilen etkinlikte bulundu. Bu vesile ile toplumsal ve ekonomik hayatın her alanında katkılarıyla değer yaratan tüm kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü tekrar kutluyorum.
 ÜRETİMDEN TURİZME, LOJİSTİKTEN TARIMA: İLİMİZİN EKONOMİK POTANSİYELİNİ HAREKETE GEÇİRİYORUZ
Değerli Üyelerimiz,
İlimizin ekonomik potansiyelini daha etkin şekilde değerlendirmek adına; üretim, ticaret, turizm, lojistik ve tarım başta olmak üzere birçok alanda kurumlar arası iş birliğini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyoruz. Aynı zamanda üyelerimizin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha güçlü yer alabilmesi için ihracat odaklı çalışmalarımıza ve bilgilendirme faaliyetlerimize de devam ediyoruz. Her ay Meclis toplantımıza konuk konuşmacının yanı sıra eğitim faaliyetlerimiz de bu yıl yoğun şekilde sürecek.
SEKTÖRLERİN SESİNİ YÖNETİME TAŞIYAN MESLEK KOMİTELERİ
Meslek komitelerimizin sahadan ilettiği görüş ve öneriler, Yönetim Kurulumuz için son derece kıymetli bir rehber niteliği taşımaktadır. Komitelerimiz aracılığıyla sektörlerin sorunlarını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğrudan takip ediyoruz, bu noktada komite üyelerimizin aktif katılımı ve katkısı, Odamızın etkinliğini ve temsil gücünü daha da artırmaktadır.
ÇTSO Ailemiz büyüyor ve güçleniyor. Bir önceki Meclis toplantımızdan bu yana 53 yeni üyemiz aramıza katılırken 21 üyemiz kaydını sildirdi. Bugün itibariyle 10.519 üyeli bir aileyiz.
Haftaya tarihimizin dönüm noktalarından biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün yıl dönümü kutlayacağız. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Sözlerime son verirken, içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının tüm İslam alemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini temennisi ile yaklaşmakta olan Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı şimdiden şimdiden kutluyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Meclis açılış konuşmalarının ardından bir önceki toplantı tutanağı okunarak onaylandı.
 Hesapları İnceleme Komisyonu Üyesi Ersin Vural tarafından, Hesapları İnceleme Komisyonu’nun 2026 Şubat ayı mizanı ile ilgili rapor okundu ve 2026 Şubat ayı mizanının tetkik ve onayı yapıldı.
 Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Sema Sandal tarafından sunulan azami fiyat tarife talepleri Mecliste görüşülerek onaylandı.
 Meclis Toplantısı Mart Ayında doğum günü olan Yönetim Kurulu, Meclis ve Komite Üyelerinin okunmasıyla son buldu.