Tehlikenin Farkında mıyız?


Türkiye tarihi bir süreçten geçiyor. AKP, anayasa değişikliği adı altında rejim değişikliğine gitmek istiyor; Cumhuriyet yerine tek adam rejimi tesis edilmek isteniyor. Öncelikle şunu belirteyim, bu bir başkanlık sistemi değildir. Çünkü Başkanlık sistemleri çok katı kuvvetler ayrımını gerektirir. Yani; yasama, yürütme ve yargı kesinlikle birbirinden bağımsız olur. Oysa AKP’nin getirdiği sistemin, bununla hiçbir ilgisi yoktur. Getirilmek istenen sistemin hukukta da siyaset biliminde de karşılığı tek adam rejimidir, diktatörlüktür. Bu durum bir kişi için geçerli değildir. Öyle yetkiler tek kişiye veriliyor ki bu sistemden diktatörlük çıkar. Oysa 15 Temmuz gecesi Türkiye Büyük Millet Meclisi terör örgütü tarafından bombalanırken, dört siyasi partinin hazırladığı ortak bildiride de belirtildiği gibi, bizim demokratik parlamenter sistem üzerine gitmemiz gerekmektedir.

Türkiye’nin tüm aksaklıklarına rağmen bir parlamenter sistem geleneği bulunmaktadır. 200 yıldan fazla anayasacılık, 140 yıllık parlamento geleneği bulunan Türkiye’nin bu birikimi, bir çırpıda çöpe atılmak istenmektedir. Bu kabul edilemez. Anayasa Komisyonu’na sunulan muhalefet şerhimizde bunları ayrıntıyla anlattık.

Bu teklifin getirdiği sistem özetle şöyledir:  

Biz çoğunlukçu, özgürlükçü bir parlamenter sistemden yanayız. Türkiye’nin geleceği için bunun doğru olduğuna inanıyoruz. Çünkü Türkiye jeopolitik konumu gereği kirik bir konumdadır. Ayrıca çok din, mezhep, etnik kökenin olduğu bir ülkedeyiz. Uzlaşmacı, katılımcı bir yönetime ihtiyacımız var.

Fransız Anayasa Hukuku uzmanı ve siyaset bilimci Maurice Duverger’ın dediği gibi: “Demokrasisi güçlü olmayan devletler için başkanlık sistemi bir çılgınlıktır. Kendisini bir programa bağlamayan ve kimseye sonuçta hesap vermek zorunda olmayan bir başkan popülist bir demagog olur. Böyle bir sistem, yerine getirilemeyen seçim vaatlerinin sürekli katlandığı bir oyun ve güçsüz bir parlamentoyu bir demagogla baş başa bırakmak demektir. Sonuç diktatörlüktür.”

Çocuklarımızın geleceği; mutlu ve refah içinde bir Türkiye için bu teklife öncelikle Meclis’te, geçmesi durumunda ise tüm sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve halkımızla dur diyeceğiz.